Makam Odasının Kapısı da Gerektiğinde Rol Çalabilir

  • “Bazı insanlar prensipleri için partilerini değiştirir, bazıları partileri için prensiplerini değiştirir.” – Winston Churchill

Saygıdeğer okuyucu, geçtiğimiz haftalarda Dünyanın en yüksek katılım oranı sayılabilecek bir rakam ile (%84.67) bir seçimi daha geride bıraktık. Yine geçtiğimiz haftalarda önemli bir şuurumuz olan demokrasi bilincini de İstanbulun maddi ve manevi tahtı için geride bıraktık. İnanın, Emekçi Halk Partisi’nden bağımsız aday olan Özge Akman’ın dahi kazandığına yönelik basın açıklamasını bekledim. Hatta Haydar Baş’ın İstanbul adayı olan Selim Kotil’in “Teşekkürler İstanbul, Gönül Belediyeciliği Kazandı” pankartlarını göreceğim diye korkmadan edemedim.

31 Mart Mazbata Seçimleri’nin uzunca bir süre akıllarınızdan çıkmayacağına dair herhangi bir şüpheniz bulunmasın. Öyle bir seçim düşünün ki; rakibinden 30 küsür bin oy fark yiyip geçersiz oyları tekrar saymaya kalkanı mı dersin, yılların ağır radikal kalpaklı solcusunun Saadet Partisine oy atacağına yönelik açıklaması mı dersin, Büyükçekmece’de bir evden çıkan 14 bin kişi mi dersin, göreve gelir gelmez acaba nasıl bir şovenistlik yapsam diye düşünüp, makam odasındaki kapıları kaldıranı mı dersin…

Uzun lafın kısası tezahüre ‘garip’ olarak geçmesi gereken bir seçim dönemini geri de bıraktık. Ağrı’da yerleri süpüren Savcı Sayan’ın kameralar olmadığında da bu davranışına devam etmesini istiyoruz. Görevin ilk haftasında yerleri süpürmek şovenizmin kaçıncı raddesidir bu kısmı tartışmayalım fakat görevinin son haftasında da bunu yapabilirse ne mutlu Savcı Sayan’a!

31 Mart Mazbata Seçimleri’nin unutulamayacak bir diğer yönüyse ‘Muhtarlık Savaşları’ oldu. Öylesine çetin bir savaş cereyan etti ki anne – kıza rakip olurken, 11. Sınıfa giden lise öğrencisi köyüne muhtar olup çıkıverdi. Nüfusu kışın 3, yazın 15 olan köyde 50 yıllık evli çiftler birbirine rakip olup muhtarlık yarışına girdiler. Bu da yetmezmiş gibi Almanya’dan Türkiye’ye gelip muhtar adayı olanlar dahi çıktı! Bütün bunların sebebi Başmuhtarın kendilerini ücretsiz olarak Endülüs’e, Kudüs’e hatta ve hatta Mekke ve Medine’ye göndermelerinden kaynaklanıyor. Seyahatin dışında da muhtarlara bir çok hak tanınınca (Muhtarlarım, valiler ve kaymakamlar emrinizdedir vb.) seçimin bilançosu ağır oldu : 9 Ölü, 919 Yaralı, 495 Gözaltı!

  • “Politikacıların hepsi aynıdır.Önce reform sözü verirler, sonra sözlerini “reforme” ederler.”Leonid S. Sukhorukov

Ramazan Dengiz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: