KKTC Başkanı Mustafa Akıncı “Türkiye’ye Bağlanmak Korkunç”

Asıl korkunç olan Türkiye’ye bağlanmak mı yoksa KKTC vasal devletinin başkanı Akıncı’nın sözleri mi bilinmez. Bu son derece ilgi çekici haber başlığını görmemle, haberi irdelemem bir oldu. İlgili şahsın “Barış Pınarı” harekatında söylediği son derece rahatsız edici ifadelerin üzerinden henüz 3-4 ay geçmemişken ikinci bir yanlış atılımda bulunması kabul edilemez.

Ne Demişti?
“1974’te biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır.” -13 Ekim 2019-

İlk etapta Akıncı’nın, Türkiye hakkında söylediklerinin asılsız haber olabileceğinin üstünde durdum, nitekim haber kaynakları her zaman doğru olmayabiliyor fakat olayı haberleştiren Türk medyası da kaynak olarak İngiliz The Guardian Gazetesi’ni hedef gösteriyordu. KKTC Başkanı Akıncı, The Guardian ekibiyle bir röportaj gerçekleştirmiş ve o röportajda içerisinde gizlediği bütün kirli düşüncelerini dışa vurmuş. İşte Akıncı’nın röportajından bazı başlıklar:

“Ankara tarafından yutulup de facto ili haline gelebiliriz”

“Kıbrıs Rum Yönetimi’yle birlikte kalıcı, adil ve federal çözüme tez zamanda varılmalı”

“Türkiye’nin anavatan-yavru vatan tezine karşıyım. Türk hükümetinin Kıbrıs’a olan yardımlarını azaltmak ve ekonomik bağımsızlığımızı kazanabilmek için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de bize yardım edebilir.”

Akıncı bir röportajda kırılabilecek bütün potları kırdıktan sonra bilfiil cesaretlendirdiği The Guardian muhabirinin “Kırım’ın Rusya tarafından işgali tarzı ihtimali” sorusuna tek kelimelik tüyler ürpertici cevabı veriyor. “Korkunç”

Kıbrıs Başkanı Akıncı’ya Açık Mektup

Sayın Akıncı, bu yazıyı görmeyeceğinizi tahmin ediyorum ama yine de bir ümit; biliyorsunuz, dijital medyanın algoritmasını anlamak mümkün değil. Umuyorum bu satırları okuma fırsatınız olur. Nitekim sizin için pek de güzel olmayan şeyler karalayacağım. 

Sayın Akıncı, internette yaptığım kısa bir araştırmanın ardından 72 yaşında olduğunuzu öğrendim. Yani; Kıbrıs’ta İngiliz yönetimini de, ayrılıkçı Rumların Türklere karşı başlattığı sindirme harekatını da bütün olağanlığıyla görmüşsünüzdür. 

Din arkasına saklanıp, ada da Türklere yönelik soykırımı meşrulaştıran Rum Lideri Psikopos Makarios’u da yaşarken gördünüz. 

Ada da artan şiddet olaylarını Türk hükümeti yatıştırıncaya kadar Kıbrıs’ta huzurun olmayacağını yine en iyi siz biliyordunuz. 

1950 yılında Doğu Ortodoks Kilisesi’nin “Kıbrıs Adası’nın gerçek sahibinin Yunanistan olduğu ve adanın süratle Yunanistan’a bağlanması gerektiğine yönelik hazırladığı referandum da, bir kilisenin, bir din kurumunun siyasal hırslarına yenik düştüğünü, “gerçekleşmemiş enosis” emelleri uğruna, on binlerce Kıbrıslı köylünün kilise eliyle öldürülmesine de tanıklık etmiş birisiniz. 

Küstahlık olmasın, devletin en tepesindeki bir kişi olarak, Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti’nin ekonomik anlamda Türkiye’nin sırtına binmiş bir yük olduğunu yine en iyi siz biliyorsunuz. 

KKTC’nin faturalarından tutun da Alaköprü Barajı’ndan adaya gelen temiz suya kadar, halkınızın; onurlu emekçilerimizden kesilen vergilerle hiç emek sarf etmeden maaş almasına kadar birçok yer de Türkiye Cumhuriyeti gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz. Nasıl olur da bütün küstahlığınızla Kuzey Kıbrıs’ın, bir gün Kırım’ın başına gelenler gibi ilhak edileceği yanılgısına kapılırsınız?

1974’te Kıbrıs’ın yüzde 35’ini 2 günde zapt eden bir devlet; Doğu Akdeniz’de son derece zengin doğal gaz kaynaklarının bulunmasına rağmen Kuzey Kıbrıs’ı 82. vilayeti yapmadıysa, yapmak istemediyse; neden şimdi bu tarz eylemlerde bulunsun?

Kaldı ki, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden mezun olur olmaz Kıbrıs’a dönüp siyasete başlamış birisiniz, siyasetin içinden gelen birisiniz; Kırım örneği ile Kuzey Kıbrıs’ı nasıl bir tutarsınız? 

Ukrayna yönetiminde refah içinde yaşayan Kırımlılar ile sırf Türk oldukları için Rum Kilisesi tarafından öldürülen köylüleri nasıl bir tutarsınız? Evleri, aileleri yağmalanan; topraklarından zorla sürülen Türk köylüleri nasıl unutursunuz? Siz de biliyorsunuz ki, Kıbrıs Türklerinin yardım çağrısına bir tek – bu sıralar işgalci bulsanız da– Türkiye olumlu yanıt verdi. Kıbrıs’ın geri dönülemez bir şekilde bölünmesinin ardından –46 yıl geçti-, Türkiye Cumhuriyeti’nden başka hangi devlet oturduğunuz koltuğu tanıdı?

İslam ülkeleri, monarşileri; cumhuriyetleri tanıdı mı?

Sahipsiz Filistin tanıdı mı? Türk Devletleri’nden- Türkiye Cumhuriyeti dışında- yardım eden bir ülke oldu mu? 

Akdeniz’de on yıllarca siyaset yapmış birisiniz, bugüne kadar herhangi bir Akdeniz Devleti’nin, KKTC’yi tanımasının önünü açtınız mı? Bunun için bir atılımda, bir açılımda bulundunuz mu? 

Hayır, KKTC’nin yararına olacak hiçbir atılımda bulunmadınız. Üniversite yıllarınızda muhalif Kıbrıs Cemiyeti –Kıbrıs Birliği– çevrelerindeydiniz. Sizin için aslolan Kıbrıs Rumları ve Türklerinin yeniden tek çatı altında toplanmasıydı. Bunun için KKTC’nin bağımsızlığını dahi görmezden geldiniz, federasyon devleti olmayı kabul ettiniz. 2015 yılından itibaren bütün dünyanın gözleri önünde KKTC ile GKRY’i birleştirmek için Rum lider Nikos Anastasiadis ile “Kıbrıs Müzakereleri” safsatasına tutunup bir araya geliyorsunuz fakat anladığım kadarıyla bir çözüm yolu bulamadınız. Rum meslektaşınız, sizin gibi bir tüccara “federasyon devlet” bahşişini bile çok görüyor.

Doğru söyleyin başkanım, yoksa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni satamadınız mı?

One thought on “KKTC Başkanı Mustafa Akıncı “Türkiye’ye Bağlanmak Korkunç”

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: