Dünya Kadınlar Gününe Saadet Partisi’nin Şakası

Saygıdeğer okuyucu, geçtiğimiz günlerde Beykoz’da düzenlenen Necmettin Erbakan’ı anma programına adı lazım değil bir gazetenin muhabiri olarak katıldım. Katılımcılar arasında Saadet Partisi Beykoz Adayı Muharrem Kaşıtoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İlyas Tongüç’te vardı.


Halihazırda günlerdir düşünmekte olduğum bir konu da vardı Saadet Partisiyle alakalı. Yerel seçime doğru gidilirken 70 Büyükşehir de neden bir tane dahi olmaksızın kadın aday gösterilmedi? Yaklaşık 1000 küsur belediyede seçimlere katılan Saadet Partisi’nin totalde 40 kadın aday göstermesi ne derece doğruydu? Şans o ya, bu sorulara cevap verecek “bilir kişi de” programa katılıyordu ve asıl amacım ona bu soruyu sormaktı. Diğer soruyu soracağımı inanın ben de hesaba katmamıştım.

Program devam ederken Erbakan hocanın hayatını ve siyasi hayatını konu alan yaklaşık 10 dakikalık bir sinevizyonun hemen ardından sahneye konuşmacı olarak sırayla Beykoz Belediye Başkanı adayı Kaşıtoğlu ve Genel Başkan Yardımcısı İlyas Tongüç çıktı.

Benim ilgimi çeken an da Tongüç’ün sahneye çıkmasıyla başlıyor desem yeridir. Evet tam olarak bu zat-ı şahanenin sahneye çıkmasıyla başladı, böyle birisine zat-ı şahane dememin tek sebebi ise şu, programın ardından sorduğum sorulara büyük bir ustalıkla cevap vermiş olmasından kaynaklanıyor. Kısacası siyasetin düsturunu almış biri olarak kabul edebiliriz bu beyefendiyi.


Yaklaşık 1 saat boyunca konuşan , anlatan , anlamlı örneklere yer verebilen bu politikacının önünde parlak bir gelecek olduğunu bir gözlemci olarak pekala diyebilirim… Eleştirilecek tek yanı da şu olmalı ki ;kavrayabileceğinizden çok daha hızlı konuşuyor, öyle ki özel bir çaba sarf etmek gerekiyor anlayabilmek adına.

Konuyu dağıtmadan asıl meseleye gelelim, bahsettiğimiz bu politikacı, konuşması esnasında; 1699 Karlofça antlaşmasıyla başlayan beri geri çekilişimizin 1974 Kıbrıs Harekatı’yla bittiğini ve Kıbrıs Harekatı’ndan ilk taarruz olarak bahsettiği yetmezmiş gibi bir de bu durumu tamamen Erbakan’a bağlamasını açıkcası ben pek sağlıklı bulamadım ve tabii ki suyu aklıma bu nokta da kaçırmış oldu desek yanılmayız.

Programın içeriği Erbakan’ı anma konusu olduğu için Bülent Ecevit’in Kıbrıs’taki rolünü unutmuş olabilir diyelim fakat Karlofça’dan beri süregelen geri çekilişe ilk kez Çanakkale’ de dur demedik mi Sayın Tongüç? Taarruz kelimesini tarihte ilk defa Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde duymadık mı? “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri! “ buyruğu Batı’ya yapılan ilk taarruz sayılmaz mı? Kısacası soracağım diğer sorunun konusu da buydu.


Programın ardından Tongüç’ün peşinden koşup ona iki farklı soru sormak istediğimi belirtince, cevap olarak büyük bir sıcakkanlılıkla “Estağfurullah , tabiiki de sorabilirsiniz” dedi. Ben de atılarak yukarıdaki söylemleri konu edinen, özünde Büyük Taarruz’un unutuluşuna dair sitem barındıran sorumu sordum. Tongüç ise bu soruma cevap olarak şunları söyledi “Büyük Taarruz varlık yokluk mücadelesiydi. Orada önemli olan vatan toprağıydı ama Kıbrıs Harekatı’nın önemi daha başkaydı, Batı’ya karşı Karlofça Antlaşmasından beri yaptığımız ilk taarruzdu. Batılı ülkeler de bunu farklı zamanlarda methetmişlerdir” dedi. Sayın Tongüç, Kıbrıs’ta vatan toprağı sayılmaz mıydı? 1699’lu yıllardan itibaren ada nüfusunun çoğunluğunu Türkler oluşturmuyor muydu?

İkinci sorumun ana konusu ise Saadet Partisi’nde kadınların yok denecek kadar az olmasıyla alakalıydı. Yerel seçimlere doğru giderken, Saadet Partisi’nin bin küsür belediye’de seçimlere girdiğini biliyordum. 70 tane büyükşehirde belediye başkanı adayı çıkaran SP’nin, 70 şehir de bir tane dahi kadın aday çıkarmadığını da biliyordum!

Genel Başkan Yardımcısı’nın bu soruya verdiği cevap ise absürt denilecek türdendi! “Hayır çıkarttık, büyükşehir de çıkartmadık ama ilçelerde yaklaşık 40 tane hanım aday çıkarttık!”

Ah bir de hanım demezler mi ? Hanımda her neyse artık…


Verilen cevabın devamı ise daha trajedik …

“Olabilir ama bu hiç yok anlamına da gelmez. Yani illa kategorik olarak hanım olsun diye meseleye bakan bir toplum değiliz. 40 civarında hanım kardeşimiz var. Mesela Gebze, büyükşehir kadar oyu olan bir yerdir ve orada var . İzmir’de iki tane yerde var , bu konuda özel bir durumumuz yok. Hanımefendilerde bu toplumun yarısıdır ve tabii ki temsil noktasında gereken arzı bulacaklardır.”

Sayın Genel Başkan Yardımcısı, “hanımefendiler de bu toplumun yarısıdır , onlarda temsil noktasında gereken arzı bulacaklardır” derken, bahsettiğiniz perspektif doğrultusunda her şey güzel görünüyor olabilir, fakat toplumun yarısı olan bu insanları temsil etmek adına 40 aday çıkartmanıza ne demeli?

Genel Başkan Yardımcısı olarak Saadet Partisi’nin bin küsur yerde aday çıkardığını benden daha iyi bilirsiniz . Fakat yalnızca 40 adayın kadın olması sizce de trajikomik değil mi? Şimdi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne girerken bütün kadınların gününü de kutlarsınız sosyal mecradan. Fakat Sayın Başkan, analarımızı, kardeşlerimizi temsil etmek adına 40 aday çıkarttıktan sonra iyi niyet belirten dileklerinizde ne kadar samimi olabilirsiniz?

Bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutlarım. Sevgiyle kalın…

“Kadınlar insandır, biz insanoğlu…” – Neşet Ertaş

Ramazan Dengiz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: