Son dakika haber oku, Haber oku!

Bayburt’un nüfusu neden az?

0 0

İstanbul’da en çok nereli yaşıyor? – 2022

Akşam Gazetesi yazarı Oğuzhan Bilgin “Bayburt’un nüfusu neden az?” başlıklı yazısında Sancak merkezi olmasına rağmen Cumhuriyet döneminde kendisinden daha küçük bir yerin ilçesi yapılan Bayburt’un Osmanlı’nın son döneminden zaman içinde gördüğü zulümleri ve bugünlere nasıl geldiğini anlattı.

İşte Oğuzhan Bilgin’in “Bayburt’un nüfusu neden az?” başlıklı yazısı;

Tarihte bazı dönemler var ki, bitmiyor ve bugün de hissediliyor. Dönüp dolaşıp güncel meselelerde karşımıza çıkıyor. Rus istilacılığı; sözde Ermeni Soykırımı iddiaları ve başta Karabağ, Hocalı, ASALA gibi örnekleriyle Ermeni terörizmi.

Bugün 21 Şubat. Bayburt’un kurtuluş günü.

1. Dünya Savaşı sırasında Rus Ordusu’nu Kop Dağı’nda 6 aya yakın bir süre durduran Türk Ordusu ile ona desteğe koşan Bayburt halkının tarihi Kop Direnişi yaşanmıştı. Tarihte 2. Plevne olarak da bilinen, bugün Bayburt – Erzurum karayolunda seyahat edenleri “Dur Yolcu!” diyerek karşılayan Kop Şehitleri Anıtı da bunun için dikilmişti.

Neticede birçok cephede dönemin süper güçleriyle aynı anda savaşan bu da yetmezmiş gibi içerideki maşaların isyanıyla karşı karşıya kalan İmparatorluğumuzun işi kolay değildi.

Büyük kahramanlıklarla aylarca devam eden direniş neticede kırılmış ve Ruslar Erzurum’dan sonra Bayburt, Trabzon, Erzincan, Bitlis, Muş, Van gibi Kuzey Doğu Anadolu şehirlerimizi işgal etmişti.

Bölgede işgal sırasında halka yapılan Rus zulmünü bile gölgede bırakacak başka büyük bir zulüm yaşanmaktaydı: Ermeni terörizmi.

BAYBURT BAYBURT OLALI BÖYLE ZULÜM GÖRMEDİ

1916 yılında işgale uğrayan Bayburt ve civarında yaşananlar bugüne kadar başka bir yerde yaşandı mı, bilinmez. Rusların desteğiyle silahlanan Ermeniler Bayburt’ta köyleri, kasabaları basıyor; erkeklerin büyük oranda cephede olduğu yerlerdeki kadın, yaşlı ve çocukları burada anlatmaya utanacağım yöntemlerle katlediyordu.

Birçoğu daha düne kadar yüzyıllarca Bayburt’taki Türklerle komşuluk ilişkisi kurmuş, birlikte yaşamış Ermenilerden de bu katliamlara katılanların, yol gösterenlerin olması sözün bittiği yerdi. Çocukken birlikte oynadığı, bayramlarda karşılıklı ikramlarda bulunduğu, aynı sokaklarda oturduğu insanları katleden Ermeniler de vardı. İnsanlığa dair ümidi kıracak sahneler yaşandı.

Özellikle Bolşevik Devrimi sonrası geri çekilen Rus Ordusu’ndan doğan boşluğu o dönem Rusların örgütlediği on binlerce Ermeni terörist “fırsat”a çevirmişti. Bayburt’ta “Taş Mağazalar” olarak bilinen merkeze halkı toplayan Taşnakçı teröristler, içlerinde Bayburt Belediye Başkanı Hafız Süleyman Efendi başta olmak üzere yüzlerce Bayburt’un ileri gelenini diri diri yakmıştı.

Bugün bile Bayburtluların hafızasında taze olan, dilden dile anlatılan hikâyelere açıkça değinmem mümkün değil. Sadece Bayburtlu kadınların namuslarını Ermenilerden korumak üzere kendilerini kuyulara attıklarını söylesem yeterlidir sanırım.

İşte bütün bu katliam ve işgal yılları o dönem Bayburt’ta yaşayan halkın çoğunluğunun Sivas, Amasya, Çorum, Yozgat ve Ankara gibi şehirlere göç etmesine sebep olmuştu. Bugün bile bu vilayetlerde yaşayıp dedelerinin Bayburt’tan geldiğini anlatan çok sayıda insana denk gelinebilir.

Üstelik bu daha önce 93 Harbi dönemindeki Rus işgali döneminde de benzerlerinin yaşandığı bir hadiseydi. Büyük şair Bayburtlu Zihni Bayburt’a döndüğünde karşılaştığı sahneleri şöyle anlatıyordu:

“Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş

Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı

Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş

Sakiler meclisten çekmiş ayağı”

104 YIL SONRA BAYBURT

Bütün bu hadiseler sonrasında 21 Şubat 1918’de işgalden kurtarılan Bayburt’un ne kadar eski günlerine döndüğü ise tartışılır. Nüfusunun çoğunu savaşlarda verdiği şehitlerle ve göçlerle kaybeden; Sancak merkezi olmasına rağmen Cumhuriyet döneminde kendisinden daha küçük bir yerin ilçesi yapılan Bayburt Türkiye’nin 1950’lerden sonraki köyden-kente göç döneminde de yine önemli bir nüfus kaybetti.

Bugün Bayburt’takinden kat kat daha fazla Bayburtlunun şehir dışında yaşaması da bu yüzdendir.

Her şeye rağmen çok iyi korunmuş Türkçe ağzı, kilim ve ehram dokumaları ve birçoğu başka yerde bulunmayacak yemeklere sahip özgün mutfağı ile yaşayan bir Türkmen şehri olan Bayburt’un asıl potansiyeli ise turizm. Tarihî eserleri, mutfağı ve dünya çapındaki en büyük ödüllere sahip, on binlerce turistin ziyaret ettiği Kenan Yavuz Etnografya Müzesi ve Baksı Müzesi ile tam bir kültür şehri.

Bayburt’un 21 Şubat’ı kutlu olsun.

KAYNAK: AKŞAM GAZETESİ – OĞUZHAN BİLGİN

Kaynak: Haber7

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.