“Amerikancı değiliz, hepimiz Doğu Türkistanlıyız!”

Doğu Türkistan 1949’dan beri Çin işgali altında inliyor. Komünist Çin bölgede kurduğu toplama kamplarında yaklaşık 5 milyon Uygur Türkü’nü esir almış durumda. “Kardeş Aile” projesi ile her eve Çinli erkekler yerleştirilmekte ve evlerin erkekleri kamplara yada köle olarak çalıştırılmak üzere Çin’in iç kesimlerine götürülmekte. Uygur ailelerin küçük çocukları ise asimile kamplarında Çinlileştirilmekle beraber Mao’nun ideolojisi öğretilerek ateist öğretilerle yetiştirilmekte. 21. yy’de bu yapılan kimliksel, kültürel ve etnik soykırım Almanların Nazi kamplarına birçok yönden benziyor. 

“20 bin kamp…”

 1933–1945 yılları arasında, Nazi Almanya’sı milyonlarca kurbanı hapsedebilmek için yaklaşık 20.000 kamp kurdu. Bu kamplar, zorla çalıştırma kampı, geçiş istasyonlar olarak kullanılan geçici kamp ve esasen ve özel olarak katliam için inşa edilen imha kampı gibi pek çok biçimde kullanıldı. 1933’te iktidara gelmesinin ardından, Nazi rejimi sözde “devlet düşmanları”nın hapsi ve bertaraf edilmesi için bir dizi tutuklama kampı kurdu. Toplama kampındaki ilk tutuklular Alman Komünistleri, Sosyalistler, Sosyal Demokratlar, Romanlar (Çingeneler), Yehova Şahitleri, eşcinseller ve “asosyal” ya da sosyal açıdan sapkın davranışlar göstermekle suçlanan kişilerdi. Söz konusu tesislerde tutuklanan kişiler bir yerde “toplandığı” için, “toplama kampı” deniliyordu. 

Nazi rejimi, kamplarda yok ettiği insanları “devlet düşmanlığı” ile suçladığı gibi komünist Çin partisi de Uygurları terörizm ile suçluyor. Doğu Türkistan da soykırım suçu işliyor. 

Tüm bu anlattıklarım Dünya da ne gibi tepkilere yol açıyor derseniz maalesef yapılan soykırıma suskun bir dünya var. Şimdiye kadar Çin komünist partisine karşı açıkça cephe alan devletler batı blokundan. ABD senatosu, Fransız kamuoyu ve başka batı devletleri yapılan bu insan hakları ihlallerini kınarken doğu bloğu ya sessiz kalıyor ya da Çin’i alenen destekliyor.  

Türkiye’ye gelince; Çin ile ilişkilerini müspet anlamda sürdüren Türkiye, denge siyaseti ile doğu ve batı bloğu arasında politika gereği Çin ile ilişkilerini iyi tutuyor. Batıya karşı Çin ile aynı safta durabilen Türkiye Çine karşı Müslüman Uygur Türklerinin yanında duramıyor. Çin ile yapılan pek çok ticaret anlaşması ile Batıdan bağımsız ekonomik statü kazanmak isteyen Türkiye Çine bağımlı olmaya başladı.  

Çin komünist partisi “Bir Kuşak Bir Yol” projesi ile gelecek elli yılın dünya lideri olmaya çalışıyor. Doğusunda okyanusa kadar açılan Çin artık Batı Asya’ya oradan Avrupa’ya açılacak. “Tarihi Yeni ipek yolun”u kurmaya başlayan ÇKP kendisi ile Asya arasında tampon bölge olan Doğu Türkistan’ı işgal etti. Yer altı kaynakları bakımından da çok zengin olan Doğu Türkistan Çin tarafından işgal edildiği gibi Pakistan başta olmak üzere Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan da şu an hem ekonomik hem de siyasi olarak Çinin müstemlekesi durumda.  

“Peki Türkiye…”

Komünist emellerini gerçekleştiren Çin Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçeçek ve ticaret alanını büyütecek. Peki, Türkiye Doğu Türkistan  da yapılan bu soykırıma sessiz mi kalacak yoksa Filistin konusundaki dik Duruşu mu sağlayacak? 

Bu soruya henüz net bir cevap yok fakat son zamanlarda Türkiye de yaşayan ve toplama kamplarına atılan aile üyeleri için her alanda mücadele eden Uygurlara yapılan muamele Türkiye-Çin ekseninde Uygurların nerede durduklarını göstermek için bir iz olabilir.  

Geçtiğimiz yıllarda soğuk kış günlerinde İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş gerçekleştiren Doğu Türkistanlı Uygurlar başkente alınmamış ve polis tarafından apar topar geri İstanbul’a gönderilmişti. 6 Eylül Pazar günü yine buna benzer bir olay yaşandı. Toplama kamlarında ki yakın aile üyelerinden haber alamayan 10’u erkek 4’ü kadın 4’ü çocuk olmak üzere 18 kişi Ankara Ulus da mağdur yakınları olarak basın açıklaması yapmak için İstanbul’dan Ankara’ya gelirken polis tarafından Ankara girişinde durdurulup sözlü şiddet ve tehditlerle kimlikleri alınarak İstanbul’a polis nezaretinde geri götürüldüler. Ankara’ya giriş yasaklarının sebebi olarak kamu güvenliğini tehlikeye sokabilirler ifadesi kullanıldı.  

Yine 17 ağustosta Taksim de ailelerinin fotoğrafların basılı olduğu tişörtlerle fotoğraf çektirmek isten Uygur Türkleri polisler tarafından derdest edildi. Tişörtleri ters giydirilerek alandan kovuldular. 

Tüm bunlara rağmen kamuoyu vicdanını teskin etme namına hiçbir açıklama yapılmadı.  

Yaklaşık bir sene evvel Cumhurbaşkanı’nın danışmanlarından biri ile görüşme fırsatı bulmuştum. Kendisine Uygurlara yapılan soykırım için müspet adımların neden atılmadığını sorduğumda; Dışişleri bakanı Sn. Çavuşoğlu’nun terör ile Uygur Türklerini bağdaştıran cümleler sarf ettiğini ve Çin ile ilişkileri zedeleyen yapılara izin verilmeyeceğini söylediğini şaşkınlıkla duymuştum. 

Birkaç ay önce Cumhurbaşkanı’nın da bazı söylemleri Çavuşoğlu’nu tasdik etti. Cumhurbaşkanı Çin ile ilişkilerin zedelenmesine asla izin vermeyeceklerini söylemişti. 

Türkiye de ne zaman Doğu Türkistan desek Amerikancılıkla CİA ile ismimiz yan yana getiriliyor. Halbuki bizim Amerikancı olmadığımız kadar onlar Çincilik yapıyor. Doğu Perinçek ve avenesi sürekli olarak Uygurlardan bahsederken “Çin-Türkiye dostluğunu zedelen Uygur ayrılıkçıları” terkibi ile efendilerinden aldıkları emre itaat ediyorlar. Perinçek Çin konsolundan gelen emir ile kah Çin TV’lerine demeç veriyor kah Türk TV’lerine katılıyor.  

Yazıma bazı konulara açıklık getirerek son vermek istiyorum. Doğu Türkistan meselesi siyasi bir mesele değildir. Toplama kaplarında işkence gören ve köle olarak çalıştırılan insanların hakkını ve hukukunu aramak ve buradaki insan hakları ihlallerinin gündeme getirilmesi Amerikancılık ile bağdaştırılamaz. BM de dünyanın 5’den büyük olduğunu ilan eden Sn. Cumhurbaşkanı 5 büyükten birinin de Çin olduğunu biliyordu. Aynı kürsüden Filistin, Suriye, Libya için konuştuğu gibi Doğu Türkistan’ı da konuşması gerektiği ve bunu siyasi bir çıkar için değil insani bir vazife ve Türk devlet geleneğinin bir gereği olduğunu bilmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.  

Çin Komünist Partisi soykırım suçundan yargılanmalıdır! BM’nin 93 üyesi izleme komitesi kurarak Doğu Türkistan da tüm gerçekleri ortaya çıkartacak bir tetkik çalışmasını bölgede kampları inceleyerek yapmalı ve dünya kamuoyuna açıklamalıdır. Çin komünizmi altında yok olan 5 MN Uygur Türkü kamplardan çıkartılıp özgür bırakılmalı ve Nazi kampları ebediyen kapatılmalıdır. Türkiye sessizliğini artık bozmalı ve ata ocağı kadim yurdumuz Doğu Türkistan için gerekli adımları atmalıdır.  

Vesselam… 

Mustafa_alıç

Usul Esâsa Mukaddemdir

One thought on ““Amerikancı değiliz, hepimiz Doğu Türkistanlıyız!”

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: