Al Jazeera yazarı isyan etti: Fransa’da burkayı yasaklayanlar, maske takmayı zorunlu kılıyor

Al Jazeera köşe yazarı Rokhaya Diallo geçtiğimiz gün Fransa’daki burka yasağıyla ilgili zehir zemberek bir yazı kaleme aldı.

2011 yılında burka giyen kadınları, kamusal alandan uzak tutmak için burka yasağının ilan edildiğini söyleyen Diallo, Fransa’da koronavirüsten ötürü kamusal alanda maske takılma zorunluluğu getirilmesini “iki yüzlülük” olarak nitelendirdi.

Rokhaya Diallo, 2011 yılında kabul edilen; burka giyen kadınların, cinsiyet eşitliğini, feminizm hareketlerini ve Fransız Cumhuriyeti’ni hiçe saydıkları şeklinde devam eden tasarının koronavirüs günlerinde kendi içinde çeliştiğini belirtip: “Kamusal alanlarda yüz gizlenmesi radikal bir eylem olarak adlandırılıyordu, fakat şimdiki Fransız hükümeti bunun böyle olmayacağını söylüyor, herkese açık alanlarda maske takma zorunluluğu getiriyor. Hani bu durum Fransız Cumhuriyeti’ni zedeleyecekti? Bu karar tamamen Fransızların iki yüzlülüğünü gösteriyor.

Al Jazeera yazarı Rokhaya Diallo’nun çarpıcı köşe yazısından başlıklar:

-Fransa, koronavirüs pandemisinin ortasında bir çelişkiyle karşı karşıya: Ülke de belirli kamusal alanlarda maske kullanımı zorunlu hale getirildi ancak müslüman kadınların peçe takması yasağı yıllardır duruyor. Washington Post’tun kısa süre önce belirttiği gibi “Parise gitmek isteyen müslüman bir kadının, peçesini maskeyle değiştirmesi gerekiyor.”

-Burka yasağı, bu kıyafetin sadece anti-feminist değil aynı zamanda Fransız kültür ve değerleriyle de uyuşmadığının temelini oluşturdu.

-Burka yasağının içinde, toplumda var olabilmek için bir alt sınırda belirlenmişti: “Yüzü peçeyle saklamak, insan içinde yaşamanın gerekliliklerini ihlal etmektedir” ve devam ediyor “Burka giyen kadınların Fransız hukukunda yer alan özgürlüklerden, eşitlikten ve insan gibi yaşama haklarından yararlanması mümkün değil” 

-Bu yasaya rağmen kamusal alanda maske takma zorunluluğu getirilmesinin tek sebebi var: Fransa, müslüman vatandaşlarını kendi toplumuna dahil etmek istemiyor! Onların kendilerini Fransız hissetmesini istemiyor, onları ayrık tutuyor!

-Milyonlarca Fransız, maskeleriyle kamusal alanlara gidebiliyor. O halde Fransa’nın derdi cumhuriyet, eşitlik veya insan onuru değil; onların derdi azınlık kültürleri sindirmek.

FRANSA İÇİŞLERİ BAKANINDAN TERÖRİSTİ TANIMA REHBERİ: UZUN SAKAL, FİZİKSEL TEMASTAN KAÇINMA… 

-2019 yılında, Paris’teki bir müslümanın polis çalışanına saldırısı üzerine Fransa İçişleri Bakanı Cristophe Castaner, Fransız Parlamentosu’na radikalleşme eğilimi gösteren bireylerin tutumu ve giyim kuşamı hakkında bir liste vermişti. Buna göre, sakal uzatmak; cübbe giymek, sarık takmak,  burka giymek ve fiziksel temastan, yani öpmekten kaçınmak radikalleşmenin bir işareti sayılıyordu. Ancak şimdi devlet, bizzat kendi kanallarıyla virüsün yayılmasını durdurmak için fiziksel temastan kaçınılmasını duyuruyor. (Fransa’da birisini öpmeyi reddetmekle alakalı tıpkı burka da olduğu gibi bir kanun yok)

-Sonuç: COVİD-19 salgını, Müslümanların giyim-kuşamının ve davranışlarının Fransız kültürü ve yaşamı için tehdit oluşturmadığını gösterdi. “Burka yasağının” ardında cumhuriyet değerlerini korumak gibi masum bir ifadenin değil, Müslümanların toplumsal hayattan dışlanılmasının yer aldığını gösterdi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: