Televizyon Ürünlerinin Stoğu Üzerine Ekonomik Bir Bakış

Makroekonomik perspektif çoğu zaman hangi noktada ne kadar birikim sağlandığı ve üretilen miktarın ne olması gerektiği hakkında bizlere bir şeyler anlatır. Bu doğrultuda gelecek yorumlanır ve atılması gereken adımlar atılmaya çalışılır. Burada birikim kavramı tasarruf olarak değil stok birikmesi olarak ele alınmakta bu düzlemde yorumlanmaktadır.

Üretilen her birimin tüketilmesi ve bu bağlamda ekonominin dengesinin sağlanacağı görüşü Klasik Ekonomik Anlayışın üzerine temellendiği, denge noktası olarak adlandırdığı bir olgudur. Arz edilen birimin talep edilenden  az olması durumu, stoklarda erimeye neden olmakta ve ekonominin hızlanmasına, daha çok üretim yapılmasına bu sebeple işsizliğin azalmasına ve ekonomiyi üretilen kadar tüketim denge noktasına yaklaştıracağı için olumlu olarak görülmektedir. Denge noktasını aşan üretim yani arzın talebi aştığı durumlar ise bu durumu tam terse işletmekte, stok birikimi sebebiyle yeni ürün üretimine ihtiyaç duyulmamakta ve eldeki stokları eritme eğilimi gösterilmektedir. Bu durum da ekonomik yavaşlamaya neden olmakta işsizlik artmakta üretim fonksiyonu dengeye gelene kadar yavaşlamaktadır. Bu süreç devinimli olarak sürmekte ve denge noktasına her iki taraftan ulaşmaya çalışmaktadır.

Stoğun ekonomiye makro ölçekte etkisini kısaca açıklamaya çalıştığım bu kısa girişten sonra, medya ürünlerinin üretimi-tüketimi-stoğu, özelde bu durumun televizyon ürünlerine etkisi bağlamında birkaç söz söyleme gerekliliği doğmuştur. Medya ekonomisinde stok kavramı, bu disiplinin gelişimiyle birlikte çokça tartışılmış ve özelde “haber” kavramı üzerine şekillenmiş bir olgudur. Haberin çabuk bayatlamasından ötürü stoklanamaması, bu sebeple medya ürünlerinin hemen tüketilmesi gerektiği esası üzerine medya inşa edilmiş fakat gelişen yayıncılıkla beraber bu durumun kırıldığı ne yazık ki farkedilememiştir. Televizyon yayıncılığı ile birlikte “fast-use”(hızlı tüket) kavramı gelişmeye başlamış , internetin hayatımızda yerini sağlamlaştırması ile de zirveye çıkmıştır. Artık herhangi bir medya ürününün sonraki saate bayatlayıp bayatlamayacağı bile kesin olmayan bir durum haline gelmiştir. Fakat özellikle televizyon yayıncılığında kullanılan bir durumun medya stoğu bağlamında incelenmesinde yarar görmekteyim. Dizilerin, “final” yerine “sezon finali” yapması, reality showların daha mevcut program yayındayken, gelecek dönem kadrolarının aylar öncesinden kamuoyunda tartışılmaya başlanması ve aslında mevcut her ürünün devam etmeye yatkınlığı dolayısı ile sürekli stok biriktirme eğilimi, televizyon yayıncılığında bu durumun gerçekliğini gözler önüne sermektedir. Hiç kuşku yok ki televizyon yayıncılığı bir product ( elle tutulur ürün), değil, service (servis hizmeti , hizmet sektörü) olarak geçmekte, ekonomik olarak bu terim ile ifade edilmektedir. Fakat service ürünlerinin stoklanamaması durumunun doğrudan televizyon = service =  stoklanamama olarak algılanmasının doğru olmadığı apaçık ortadadır. Devam etme eğilimi gösteren bu ürünlerin (televizyon ürünleri), yeni üretimlere engel olacağı ve uzun dönemde her devam eden ürünün oluşturduğu etkinin,endüstriye negatif anlamda bir etkide bulunacağı açıktır. İş gücü arzının arttığı bir ortamda yeni medya ürününün üretilmemesi, bu sebeple yeni iş gücüne talep olmaması bahsedilen stok birikimi sebebiyle ekonominin yavaşlamasına ve bu yavaşlama denge noktasına gerileyinceye kadar endüstride yavaşlama meydana getireceğine şüphe yoktur. Buradaki esas tehlike ise stok erimesini reel anlamda gözlemleyebiliyor ve ölçümleyebiliyorken , medyadaki stok birikiminin ölçümlenmesi aynı şekilde kolay olmayabilmektedir. Sonuçta para kazandıran bir ürünün devamının geleceği gerçeği, medyadaki stok erimesinin bizlere diğer endüstrilere göre daha sancılı olacağını söylemektedir.

Mevcut ürünlerin varlığını bütçe arttırarak devam ettirmesi ve bu doğrultuda büyümenin capital (sermaye) kadar labor (emek-işçi) ile de gerçekleştirmesi durumu, endirekt olarak endüstriye yeni oyuncu kazandırmış ve durgunluğu ertelemiş olacaktır. Fakat uzun dönemde her devam eden medya işinin endüstriye zarar vereceği gerçeği değişmeyecektir. Yeni nesil yayıncılık üzerine kurgulanan dijital platformların, tam aynı olmamakla birlikte oluşturduğu ürünleri kısa tutması ve sürekli platforma yeni oyuncular kazandırma çabası da tartışılan konuya örnek olarak verilebilir.

Sonuç olarak televizyon yayıncılığının özellikle de kablo yayıncılığının devamı için hayati nitelikte olabileceğini düşündüğüm stok birikimi kavramı, mevcut olan ve oluşmaya meyil gösteren yayıncılık krizinin bir sebebi olmakta ve doğru yönetilmediği takdirde kablo yayıncılığının geleceğini tehdit eder pozisyona gelecektir.

Ahmet Coşkun

dipnot: Aynı içeriğe, Ahmet Coşkun’un şahsi wordpress hesabı üzerinden erişebilirsiniz. Link için; https://guncelfinans.wordpress.com/2020/02/21/televizyon-urunlerinin-urun-stogu-uzerine-ekonomik-bir-bakis/

Sevgiyle kalın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s